Eşref Olmak Ne Anlama Gelir? Cesur ve Eleştirel Bir İnceleme
Eşref Olmak: Üstünlük Müdür, Yoksa Sosyal Bir Maske Mi?
Eşref olmak… İlk bakışta kulağa ne kadar onurlu bir şey gibi geliyor, değil mi? Adeta “en yüksek mertebe”yi ifade ediyor. Ancak, bu kelimeyi duyduğumda içimdeki sorgulayıcı taraf hemen devreye giriyor: “Gerçekten bu kadar mükemmel bir kavram mı? Yoksa toplumun bize dayattığı bir maske mi?” Hadi, biraz cesurca yaklaşalım. Eşref olmak, bazen başka birinin seni tanımlaması için seçtiği, seni kendi çıkarlarına göre şekillendirdiği bir rol olabilir. Bazen de gerçekten bir tür olgunluk, üstünlük, insanlığa katkı sağlama çabası.
Evet, eşref olmanın anlamı, hem tarihte hem de günümüzde çok tartışmalı. Bir yanda kutsal sayılan, kendini üstün hissetme hali varken, diğer yanda sadece sosyo-kültürel bir “takma ad” olarak kalabiliyor. Şimdi, bu kavramın güçlü ve zayıf yönlerine hep birlikte bakalım.
—
Eşref Olmanın Güçlü Yönleri: Üstünlük ve İdealizm
Eşref olmak, “en yüce”, “en doğru” olmak demektir. Peki, gerçekten mi? Her şeyden önce, eşref olmak, bir kişinin ya da bir toplumun en yüksek ahlaki düzeye erişmiş olduğunu ifade eder. Yani, dini metinlerde “en yüksek insan” olarak tanımlanan kişi, mükemmel ahlaka sahip, her türlü kötülükten uzak, saf ve doğru bir insan profili çizer. Bunun içinde kibir, egolar ya da hesaplar yoktur. Temelde bir “yüksek insan olma” çabası vardır. Çoğu insanın ulaşmayı hayal bile edemeyeceği bir mertebedir bu.
Ama burada dikkat edilmesi gereken bir şey var: Eşref olmak sadece bir idealdir, ulaşılabilir bir hedef değildir. Hani o “herkesin olamadığı, yalnızca seçkinlerin hakkı” gibi düşünülebilir. Pek çok kişi eşref olma yolunda adımlar atmaya çalışırken, asıl hedefinin insanlık için faydalı olmak olduğuna inanır. Kişinin toplumda saygı görebileceği, güven duyulabileceği bir seviyeye ulaşması gerektiğini savunmak da bu noktada oldukça önemli.
Bir mühendis olarak, sosyal düzeyde saygı görebilmek, belirli bir toplumsal normu yakalamak, profesyonel anlamda doğru adımlar atmak aslında biraz da “eşref olmak” gibi bir şey. Çünkü bir mühendis, yaptıklarıyla insanların hayatlarını iyileştirmeye çalışır. Hedefi “kazanmak” değil, “insanlığa katkı sağlamak”tır. Teknoloji ya da bilimde üstünlük kurmak, her zaman daha iyi bir dünya kurma amacı taşır.
Ama tabii, burada şunu sorgulamadan edemiyorum: Bunu yalnızca kendimize mi yapıyoruz? Yani, bu üstünlük sadece bir dış tanımlamadan mı ibaret? Yoksa, gerçekten içsel bir olgunluk seviyesine mi ulaşmaya çalışıyoruz?
—
Eşref Olmanın Zayıf Yönleri: Toplumsal Bir Maskeye Dönüşebilir
İnsanın kendini eşref olarak tanımlaması, sık sık bir tuzağa düşmesine yol açar. Toplum, bazen bizi eşref olarak görmek ister; ama bu, aslında dışarıdan bize yüklenen bir maskeden başka bir şey değildir. Evet, şu an burada konuştuğumuz “eşref olmak” ideal bir kavram olabilir, ama pratikte pek çok zaman bu olgu, toplumun bize sunduğu kalıplara girmeyi gerektirir.
Eşref olmak, çoğu zaman şu şekilde algılanır: “Diğerlerinin senin hakkında ne düşündüğü” ve “toplumda ne kadar saygı duyulduğun.” Ama burada şunu hatırlamak gerekiyor: Bir insanın eşref olup olmadığını, diğerleri değil, kendisi belirlemelidir. Toplumun seni, seni sadece bir “şekil” olarak görmesi, senin gerçekten eşref olup olmadığını sorgulatır. Bu da insanı sürekli dışarıya doğrulama yapmaya zorlar. Bir tür performans göstermeye başlarsınız. Yani eşref olma isteği bazen “maskeler takma”ya dönüşebilir.
Şöyle düşünün, günümüzde “influencer”lık yapan kişiler var. Sosyal medyada paylaşım yaparken, fotoğrafları beğenilsin diye hayatlarını çok değiştirebiliyorlar. Evet, belki gerçekten güzel bir insan, eğlenceli bir kişilik, ya da doğru bir iş yapıyorlar. Ama bu “eşref” olmakla ilgili bir şey mi, yoksa sadece toplumsal bir role bürünmek mi?
Bunun bir diğer örneğini de iş dünyasında görebiliriz. Bir kişi profesyonel dünyada eşref olabilmek için bazen kendi fikirlerini, değerlerini göz ardı etmek zorunda kalabilir. Kendisini bir normun parçası haline getirir ve kendini “eşref” olarak tanımlamak yerine, sadece işin getirdiği rolü oynamaya başlar. Peki, burada gerçekten üstün bir insan var mı? Yoksa sadece “toplumun istediği kişi”yi mi yaratıyorsunuz?
—
Eşref Olmak: Gerçekten Üstünlük Mü, Yoksa Sosyal Manipülasyon Mu?
Eşref olma idealinin aslında gerçekte bir sosyal manipülasyon aracı olabileceği düşüncesi bile aklıma geliyor. Bir insanın “eşref” olarak kabul edilmesi, bazen sadece bulunduğu sosyal sınıf, konum ya da maddi güce bağlı olabilir. Eğer maddi gücün varsa, ya da prestijin varsa, toplumsal algı seni otomatik olarak “eşref” olarak kabul eder. Yani, bazen “eşref olmak” demek, gerçekten insanlık için faydalı olma anlamına gelmeyebilir; bunun yerine, sadece doğru zamanda doğru yere doğru şekilde konumlanmak olabilir.
Bunu şöyle bir örnekle açalım: Birçok başarılı işadamı ve kadın, toplumsal normlar ve kurallar tarafından “eşref” kabul edilebilir. Ancak bu kişilerin bazen topluma olan katkıları sadece finansal kazançlar olabilir. Birinin “eşref” olması, onun tüm insanlık değerlerine katkıda bulunduğu anlamına gelmez. Belki sadece “şirketi büyütme” peşindedir.
Ve tabii, şu soruyu da sormadan edemiyorum: Sadece bir sosyal statü, kariyer başarısı ya da maddi kazanç sizi eşref yapar mı? Ya da eşref olmak, gerçekten insanlığa değer katmak anlamına mı gelir?
—
Sonuç: Eşref Olmak, Gerçekten Neyi İfade Ediyor?
Eşref olmak, bir yanda yüksek ahlaki değerlere ve toplumsal saygıya sahip olmak anlamına gelirken, diğer yanda toplumsal maskelere bürünme, başkalarının seni “üstün” olarak tanımlamasıyla oluşan bir statüye dönüşebilir. Eşref olmak, bazen sadece kendini en iyi hissetme hali olabilir. Bazen de başkalarının seni daha iyi görmesini sağlamak için oynanan bir sosyal oyun.
Kendi içsel değerlerimizi, kendi ahlaki ölçütlerimizi göz önünde bulundurmalıyız. Eşref olmak, başkalarına göre değil, kendimize göre üstünlük anlamına gelmeli. Yani, kendimizi toplumun dayattığı normlara göre değil, kendi değerlerimizle tanımlamalıyız. Eğer bu idealist bakış açısına sahip olursak, belki de gerçek “eşref” olmanın anlamı daha netleşecektir.
Peki, sizce eşref olmak nedir? Gerçekten bir insanın “eşref” olarak kabul edilmesi, onun içsel değerleriyle mi, yoksa dışarıdan aldığı toplumsal onayla mı daha fazla ilişkilidir?