Mezarlıkta Neden Fatiha Okunur? Bir Genç İzmirli’nin Gözünden
İzmir’de, gece sahilde denizle sohbet ederken aklımda neler dönüyorsa, bazen aynı sorular kafamı kurcalıyor. O kadar ilginç bir noktadayım ki, bir yandan felsefi düşünceler arasında kayboluyor, diğer yandan da arkadaş ortamında “Çıldıracağım ya, dondurma almışsınız, bi tane de benim için alın ya!” diyerek şaka yapıyorum. Ama işte bu düşünceler arasında, bir gün mezarlıkta neden Fatiha okunduğunu merak ettim. Hem de öyle sıradan bir merak değil bu, baya derin! Sonra düşündüm, bir de baktım ki bu sorunun cevabı, hayatla ve mezarlıkla ilgili o kadar şey öğretiyor ki, anlatmasam olmayacak. Hem de hayatın içindeki mizahı da unutmadan.
Fatiha ve Mezarlık: Ne Alaka?
Fatiha okumanın aslında bir gelenek, bir inanç ve bir saygı duruşu olduğunu hepimiz az çok biliyoruz. Ancak ne zaman mezarlığa gitsek, Fatiha okuma zorunluluğuyla karşılaşıyoruz. Hani birilerine saygı gösterme, dualar etme meselesi. Ama bazen, her şeyin arkasındaki anlamları sorgulamaya başlamak çok can sıkıcı olabiliyor, değil mi? Şöyle bir durup düşününce, Fatiha okumak aslında bir tür “resmi” dua gibi. Ve İzmir gibi bir şehirde, sürekli güneşin doğuşunu, denizin kokusunu, insanları, kafeleri ve tabii ki mezarlıkları görüp geçirirken, mezarlıkta neden Fatiha okunduğuna dair biraz da mizahi bir bakış açısı getirmek gerekiyor. Belki de mezarlıkta Fatiha okumanın sadece “saygı” demek olmadığını anlayacağız!
Fatiha: Eski Zamanlardan Günümüze Bir Yolculuk
Bence Fatiha, “Yaşayanlar için değil, ölenler için” denilerek söylenen bir dua. Sanki ölenlerin ruhuna bir tür merhamet sunuluyor gibi ama bir de komik tarafı var; mezarlıkta Fatiha okurken gözlerinin dalması, düşündüğünde acaba ölen kişinin gerçek kimliğini hiç bilmeden okuduğun bir dua olması. Bunu düşündüm bir gün, kendimi öyle kaptırmışım ki, sanki “Merhaba, tanımadığın bir insan ama ruhuna en güzel duaları gönderiyorum!” demek biraz garip geldi.
“Abi, tamam da, insanları tanımadan nasıl dua ediyorsun?” diye kendime sordum. O an, biri yanı başımda bir Fatiha okurken, hep birlikte yüksek sesle dua ettiğimizde, “Fatiha ne ya? Bu kadar ciddi olmak gerekmez” demek çok isterdim. Ama içimde bir ses: “Hadi bakalım, bir de dua edeceksin, ama kimseye söyleme!” diye fısıldıyordu.
Mezarlıkta Neden Fatiha Okunur? Şöyle Değerlendirsek…
Fatiha okumak, aynı zamanda ölüye karşı saygı göstermek, ona “Merhaba, seni hatırlıyoruz” demek değil mi? Mezarlıkta bir yeri ziyaret ederken, aslında o kişiyle hiçbir bağımız olmasa da, biraz da vicdanla yapılan bir şey. Tabii, bazen böyle anlarda daha komik bir şeyler geliyor aklıma. Mesela, mezarlıkta Fatiha okurken kafanızda binlerce şey dönerken, birden aklınıza “Bu kişi acaba son zamanlarda hangi diziyi izliyordu? Hangi restoranı severdi?” gibi absürd düşünceler gelebilir. İşte bunlar insanın kendine attığı “güzel” kazıklar.
Bir gün arkadaşım Ahmet’le mezarlığa gitmiştik. Birlikte dua etme işini yaparken, Ahmet birden “Ya abi, bu kadar ciddi olma, biraz daha az duygusal ol! Mezarlıkta dua etmek var, bir de, sanki yokmuş gibi davranmak var!” dedi. Şaka yaparak: “Evet, sanki ben öldürebilirim de, şimdi sen dua et!” dedim. Ama bir şey fark ettim, hem garipti hem de güzel bir anıydı. Mezarlık, herkesin yaşamdan farklı anlamlar çıkardığı bir yer, bir tür huzur bulma alanı, değil mi?
Fatiha ve Sosyal Sorumluluk: Birlikte Okumak
Mezarlıkta Fatiha okumanın bazen bir tür sosyal sorumluluk gibi algılandığına şahit oldum. Hani, “Bak, şimdi herkes dua etti, sıra sende!” diye bir his olur ya, bu da aynı şekilde bir toplumsal baskıdır. Ama işin asıl komik tarafı şu: Fatiha okurken insanın içindeki duygu her zaman çok derin olmuyor. Bazen sadece başını eğip, işin kolayına kaçmak istiyorsun. Ama bu noktada da vicdanın sana diyor ki, “Neredesin sen? Mezarlığa gelmişsin, dua et, vicdanını temizle!”
Fatiha okurken kafandaki düşünceler genelde çok tuhaflaşabiliyor. Kafanda birden “Acaba şu ölüyle birlikte kahve içmek nasıl olurdu?” ya da “Ölmeden önce bu kadar dua okumuşlar mıydı?” gibi sorular yankı yapabiliyor. Bazen bunları düşündüğümde, kendime dönüp “Neyse ya, ciddi olma. Mezarlıkta Fatiha okumak da bu işin bir parçası!” diyorum.
Fatiha Okumanın Aslında Bir Anlamı Var Mı?
Gerçekten, Fatiha okumanın ardındaki derin anlamı sorgularken, mezarlıkla ilgili de başka bir şey fark ettim: Fatiha okurken aslında bir çeşit anı yaşatıyorsun. Geçmişin yansıması olan o dua, bir yandan da geçmişe olan bağlılık hissini simgeliyor. Mezarlıkta Fatiha okuduğunda aslında geçmişle bir tür bağ kuruyorsun. Gerçi, bazen o bağı kurarken, kafanda hiç de anlamlı düşünceler olmuyor. Yine de o anın bir parçası oluyorsun.
Sonuç: Mezarlıkta Fatiha ve Biz
Bunu böyle düşünürken, fark ettim ki mezarlıkta Fatiha okumak, aslında yaşamın kendisini hatırlamaktır. Evet, bir yandan dini bir gereklilik gibi görünse de, aslında o mezarlık, hayata dair bir tür hatırlatıcı oluyor. Mezarlıkta Fatiha okurken, insan bir yandan “Ben de burada bir gün olacağım” diye düşünüyor. Ama bir yandan da yaşarken kendini ne kadar değerli hissedebileceğini sorguluyor.
İzmir gibi bir şehirde, deniz kenarında yürürken, bir mezarlığın önünden geçerken, Fatiha okumanın sadece bir dua değil, bir tür vicdan temizliği olduğunu söylemek galiba en doğru şey olur. Hem de bunu yaparken, bazen şaka yaparak içindeki felsefi düşünceleri de eğlenceli bir şekilde yaşamak… Ne kadar karmaşık, değil mi?
Yani, mezarlıkta Fatiha okumak, aslında hem bir tür geçmişe saygı göstermek hem de şimdiyi daha anlamlı hale getirmek. Çünkü sonuçta hepimiz bir gün orada olacağız ve o zaman “Fatiha okumayı unuttum, ne de olsa” demek istemeyeceğiz!