Merhaba, bugün birlikte, belki kulağa sıradan gelen ama aslında tıbbi açıdan oldukça ilginç bir yardımcı ürün olan “kükürtlü krem” üzerine bir keşfe çıkacağız — bilimsel verilerle desteklenmiş, ama herkesin anlayabileceği bir dille. Kükürtlü krem neden kullanılır? Bilimsel temelleriyle Kükürt (“sulfur”) yıllardır cilt hastalıklarında kullanılan bir etken madde. Örneğin, son zamanlarda yapılan bir derlemede kükürt ve türevlerinin antimikrobiyal ve immünomodülatör (bağışıklık sistemini modüle eden) etkileri olduğu; özellikle Sedef hastalığı (psoriasis), Atopik dermatit (atopik egzama), Uyuz hastalığı (scabies) ve mantar enfeksiyonları gibi durumlarda kullanım potansiyeli taşıdığı bildirilmiş. ([Wiley Online Library][1]) Kükürt kreminin etki mekanizmaları üç ana başlıkta toplanabilir: Keratolitik etki: Cildin en üst katmanı olan stratum corneum’da keratin hücreleri arasında gevşeme ve…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Tapuda Ölünceye Kadar Benim, Öldükten Sonra Senin Nedir? Antropolojik Bir Bakış Kültürlerin çeşitliliğini merak eden bir antropolog olarak, farklı toplumların değer sistemlerini, ritüellerini ve sembollerini anlamak, insana dair evrensel bağları keşfetmek kadar derin bir deneyimdir. İnsanlar tarih boyunca, yaşamları boyunca sahip oldukları şeyleri, özel mülkiyet hakları ile anlamlandırmış ve toplumsal düzeni buna göre şekillendirmiştir. Bu yazıda, “tapuda ölünceye kadar benim, öldükten sonra senin nedir?” sorusunu, kültürel, sembolik ve toplumsal anlamlarıyla inceleyeceğiz. Toplumlar, mülkiyet ve sahiplik kavramlarını nasıl anlar ve bu kavramlar kimlikleri, ritüelleri ve topluluk yapıları ile nasıl iç içe geçer? — Mülkiyet ve Sahiplik: Evrensel Bir Temel Kavram mı?…
Yorum BırakSaylav Ne Demek TDK? Psikolojik Bir Mercekten Bakış Bir psikolog olarak, insanların kullandığı kelimeler, davranışlar ve anlamlar üzerinde sürekli bir merakla düşünürüm. İnsan dili, sadece iletişimin bir aracı olmanın ötesinde, bir kişinin dünyayı nasıl algıladığının, nasıl hissettiğinin ve toplumsal bağlamda nasıl yer aldığının da bir yansımasıdır. Kelimeler, birer araçtan çok daha fazlasıdır; düşüncelerin ve duyguların şekil bulduğu birer harf ve heceden ibaret değildir. Peki, “saylav” kelimesi ne anlama geliyor? TDK’ye göre bu kelime hangi anlamlara gelir ve kullanıldığı bağlama göre nasıl bir psikolojik etki yaratır? Gelin, bu kelimeyi üç farklı psikolojik boyut üzerinden inceleyelim: bilişsel, duygusal ve sosyal. Saylav Kelimesinin…
Yorum BırakBir şeyi inşa etmek, gerçekten zordur, değil mi? Hadi gelin, bir an Beylikdüzü’nde, Atatürk Kültür Merkezi’nin inşa sürecine göz atalım. Ama önce bir soru sorayım: Erkekler ne yapar? “Bunu çözmeliyim! Hem de nasıl?” derler. Kadınlar ise “Aa, bu çok duygusal bir süreç! Ne hissediyorsunuz? Nereye gitmek istersiniz?” diye sorarlar. İşte Beylikdüzü AKM’nin yapımına giden yol, tam olarak böyle bir şeydi! Mimar kim, diye soranlara cevap vermeden önce, biraz mizahi bir bakış açısıyla bu soruyu birlikte keşfetmeye ne dersiniz? Beylikdüzü Atatürk Kültür Merkezi: Bir Yapının Arkasında Kim Var? Beylikdüzü Atatürk Kültür Merkezi, İstanbul’un güzide kültürel alanlarından biri. Peki, kim yaptı? Sadece…
Yorum BırakTiroid Hastalığı Cinselliği Etkiler mi? Tarihsel ve Bilimsel Bir Bakış İnsan bedeninin en küçük bezlerinden biri olan tiroid bezi, düşündüğümüzden çok daha fazla şeyi etkiler: enerji düzeyimizi, ruh halimizi, metabolizmamızı ve hatta cinselliğimizi. Tiroid hastalıkları uzun yıllar boyunca yalnızca “metabolik sorunlar” olarak görülse de, son yıllarda yapılan araştırmalar bu hastalıkların cinsellik üzerinde de derin bir etkisi olabileceğini ortaya koymuştur. Tarihten Günümüze Tiroid ve Cinsellik Arasındaki İlişki Tarihsel olarak bakıldığında, tiroid bezinin cinsellik üzerindeki etkileri 19. yüzyılın sonlarında fark edilmeye başlanmıştır. O dönemde doktorlar, tiroid yetmezliği yaşayan bireylerde libido kaybı, yorgunluk ve cinsel isteksizlik gibi belirtileri gözlemlemişti. Ancak bu bulgular uzun…
Yorum BırakMerhaba sevgili okur, Ben, aynı konuya farklı açılardan bakmayı seven biri olarak bugün seni küçük bir keşfe davet ediyorum: “Kan plazmasının içinde ne var?” sorusunu sadece laboratuvar tezgâhından değil, hayatın içinden, insanların umutlarına ve toplumsal etkilerine dokunarak konuşalım. Gel, veri odaklı gözlemin soğukkanlı netliği ile duyarlılığın sıcak bakışını yan yana koyalım; birlikte tartışalım, birlikte merak edelim. Kan Plazmasının İçinde Ne Var? Bilimsel Bir Panorama Kan plazması, kanın sıvı kısmı; kabaca %90–92 su, %7 civarı protein ve geri kalanında elektrolitler, besinler, hormonlar, atıklar ve çözünmüş gazlardan oluşur. Görevi, hücrelere besin ve sinyal taşımak, vücudun düzenini sürdürmek ve savunmayı desteklemektir. Bir bakıma…
Yorum BırakKablo Kesiti Artarsa Ne Olur? Teknolojiden Toplumsal Adalete Uzanan Bir Yolculuk Hayatın her alanında birbirine görünmez ağlarla bağlıyız. Elektrik akımı bu bağlantıların en somut hâllerinden biri. Basit gibi görünen “kablo kesiti” kavramı bile, yalnızca teknik bir detay olmaktan çok öteye geçer; çünkü o kablonun içinden geçen enerji, aslında toplumun damarlarından akan yaşamdır. Bu yazıda “kablo kesiti artarsa ne olur?” sorusuna yalnızca mühendislik açısından değil, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet merceğinden bakmaya çalışacağız. Hadi birlikte düşünelim: Bir kablonun taşıma gücü arttığında toplumun yükü nasıl hafifler? Kablo Kesiti Artarsa Ne Olur? Teknik Bir Gerçekten Fazlası Teknik olarak kablo kesiti, bir iletkenin…
Yorum BırakGörme Engelli Raporu Yüzde Kaç? – Tarihin Işığında Görmenin Ölçülmesi Bir tarihçi olarak geçmişin aynasında bugüne bakarken, insanlığın “görme” kavramını yalnızca bir duyusal deneyim olarak değil, aynı zamanda iktidar, bilgi ve toplumsal düzen aracı olarak kurguladığını fark ederim. Bugün sıkça sorulan “Görme engelli raporu yüzde kaç?” sorusu, aslında sadece bir sağlık sorusu değildir; bu, insanın bedeniyle kurduğu tarihsel ilişkiyi, devletin bireyi nasıl tanımladığını ve toplumun “normal”i nasıl belirlediğini anlatan derin bir hikâyedir. Antik Dönemlerden Başlayarak: Görmenin Anlamı ve Simgeselliği Tarih boyunca görme, hep bilgelikle, tanrısal bilgiyle ve iktidarla özdeşleştirildi. Antik Yunan’da “görmek” bilmekti; “bilgi” ise gözle doğrulanan bir hakikat olarak…
Yorum BırakGavuç Ne Anlama Gelir? Bir Antropolojik Bakış Kültürler, insanlık tarihinin izlerini taşıyan, bir toplumun yaşam biçimini, değerlerini, sembollerini ve kimliklerini şekillendiren karmaşık yapılar bütündür. Her kültür, kendine özgü bir dille, ritüelle, inanç sistemiyle var olur. Peki, bir kelime ya da kavram, bir toplumun yaşamını, düşünce biçimini nasıl yansıtır? Bu yazıda, “gavuç” kelimesi üzerinden, bir kelimenin ve ritüelin toplumsal yapılar, semboller ve kimlikler üzerindeki etkisini keşfedeceğiz. Gavuç: Bir Kelimenin Derin Anlamı Gavuç kelimesi, halk arasında farklı anlamlarla kullanılsa da en yaygın anlamı, “insanları korkutmak, onları sindirmek için kullanılan bir terör figürü” olarak öne çıkar. Ancak, bu basit anlamın ötesinde, gavuç bir…
Yorum BırakGöz Kırpmamak Bir Deyim midir? Bilimin ve Duygunun Kesiştiği Nokta Hiç fark ettiniz mi, bazı kelimeler hem bedensel bir hareketi hem de duygusal bir anlamı taşır? “Göz kırpmamak” da bunlardan biri. Bu yazıyı yazarken kendime şu soruyu sordum: “Birine göz kırpmamak” gerçekten sadece fiziksel bir eylem mi, yoksa dilimizin zekâ dolu bir yansıması mı? Gelin, birlikte hem bilimsel hem dilsel bir mercekten bu ifadeye bakalım. Çünkü “göz kırpmamak”, sandığımızdan çok daha fazlasını anlatıyor. — Göz Kırpmamak Nedir? Deyim mi, Davranış mı? Türk Dil Kurumu’na göre “göz kırpmamak”, korkusuzca, çekinmeden, tereddüt etmeden bir şeyi yapmak anlamında kullanılan bir deyimdir. Yani evet…
Yorum Bırak